9 Ağustos 2019 Cuma

MAYALAR ÜLKESİ MEKSİKA-II


6 OCAK 2019:

Bugün Cancun merkezde takılıyoruz, sabah ilk olarak kahvaltı için sonradan gideceğimiz Maya Arkeoloji Müzesine yakın bir yer olan Marina Sunrise’da denize nazır kahvatımızı yapıyoruz. Kahvaltımız kişi başına 3 yumurtalı bir menemen tadında yumurta, taco ve püre haline getirilmiş Meksika fasulyesinden oluşuyor. Garsonumuz hemen yemeği nasıl yiyeceğimizi tariff etmeye başlıyor, taconun üzerine fasulyeyi sürüp sonra yumurta ve en sona acı soslardan dökerek yememiz gerektiğini öğreniyoruz ama buradaki acı sosları kolay kolay bir yemeğe sürmek mümkün değil, ancak tadımlık tatmak mümkün olabiliyor. 




Bu oldukça dev kahvaltının ardından ilk noktamız olan Maya Arkeoloji Müzesindeyiz, giriş oldukça sakin görünüyor, önce üst kattaki müzeyi geziyoruz; burası Maya çömleklerinden, kaplarından çömlekten yapılan jaguar desenli kafatasları, maskelere kadar 400 kusur eserden oluşuyor, ABD’deki müzeleri düşününce aslında o kadar da büyük ve detaylı gelmiyor bize. Bu kısmı tamamlayıp arkeolojik kazı alanının yapıldığı kısma geçiyoruz, önce biraz da absürd olan rengarenk tasarım dinazorlar karşılıyor bizi, bu kısım müze için biraz da ayrıksı kaçmış açıkçası. Kazı alanın yapıldığı yerde ise zamanında Maya yerlilerinin yaşadığı Maya evleri varmış. Burası yemyeşil haliyle adeta küçük bir Amazon ormanları tadında duruyor. Vee iki günlük arayışımız sonucunda Meksika’daki ilk iguanamızı görüyoruz.(Ki daha sonra Tulum ve Playa Del Carmen’de bol bol göreceğiz.) İguanalar insan gördüklerinde kaçmak yerine taş kesilerek dönük bir hale bürünmeyi tercih ediyorlar.


Burdan bir turistik klişe olan renkli Cancun yazısının yer aldığı Playa Delfines’e gidiyoruz. Tabiki bir foto kuyruğunun ardından biz de o klasik turistik fotolardan birisini yakalıyoruz. Ve devamında o meşhur belediye otobüslerine binerek Hotel Zone bölgesinden çıkarak Cancun merkeze turistik eşya ve meyve sebzenin satıldığı pazarlar olan Mercado 28 ve 23’e geçiyoruz. Mercado 28 turistik süs eşyalarının olduğu Pazar imiş. Burada original desenli kafa taşı objelerini görüyoruz her renk ve desenden görmek mümkün. 

El yapımı olanlar daha özenli ve zevkli. Onun dışında porselenden yapılan kafataslarını –ki bunlar daha sıradan görünüyor- her an her yerde bulabilmeniz mümkün. Magnetlerden, Maya takvimlerine, anahtarlardan Maya vanilyasına ya da oksidian taşından vazolara çok geniş yelpazede sus eşyaları mevcut.
Lakin bu pazarlarda yol üstünde çığırtkan ve sırnaşık satıcılardan kurtulmak gerçekten çok zor. Amigos, Chikos diye bağırarak yanınıza yaklaşıyor ve ısrarcı biçimde sizi dükkanlarına çağırıyorlar. Bir Maya takvimi almak istediğimden bunlardan birisine yenik düşüyor ve alıyorum.  Mercado 28 in içinde de dolandıktan sonra satıcılar bizi gerçekten yoruyor ve Rooster isimli bir kahveci de mola veriyoruz. Sonrasında niyetimiz meyve sebze pazarı olan Mercado 23’e geçmek lakin günlerden Pazar olması sebebiyle burası erken kapanıyormuş, orijinal tropikal Meksika sebze meyvesini ne yazık ki göremiyor ve Hotel Zone’a geri dönüyoruz. Merkezde biraz dolanıp Suffin Taco’da gene Meksika yemeklerimizi yiyip bu sefer de ananasın içi oyularak servis edilen Coco Loccolarımızı yudumlayarak günü sonlandırıyoruz.


7 OCAK 2019:

Bugün Kadınlar Adası olan Isla Mujeres’e gideceğiz, Ultramar firmasının ferry servisleri ile adaya geçip 1 gece orada konaklayacağız. Ancak bize yakın olan Playa Caracol durağında hiçbir hareket göremeyince erken de adaya geçmek istediğimizden daha merkezi olan Playa Tortugas durağına otobüsle geçiyoruz, bavullarla iki ayrı otobüse binip inmek biraz eziyetli de olsa sonuçta biletlerimizi alıp ferry’e biniyoruz. Yaklaşık yarım saatlik yolculuğun ardından yay biçimden uzanan bir ucundan diğerine sadece 1 buçuk saatlik yürüyüşle ulaşılabilen minik adaya varıyoruz. Otelimiz Bahia Chac Chi sanslıyız ki ferry durağına çok yakın ve Cancun Flamingo otelde olduğu gibi deniz manzaralı. 

Burada da 3 e kadar check in bekleme durumumuz olunca kahvaltı yapmak üzere adanın Merkez tarafına geçiyoruz, North Garden diye  bir mekanda yumurta ve pancakeli kahvaltımızı yapıp el yapımı kuru kafa arayışına başlıyoruz ki neyse ki arayışımız uzun sürmüyor, kısa sürede birçok dükkanda bu zevkli renkli kurukafalar bizim de dikkatimizi cezbediyor.



Ve kısa bir pazarlığın ardından kurukafalarımızı alıp burdan Meksika’nın meşhur renkli mezarlıklarından birini de öğrelim gayesiyle mezarlığa geçiyoruz. Gerçekten ölüler günü geleneğini de düşününce Meksikalılar ölüm olayını kederden uzaklaşarak renkli bir anma töreni olarak düşünüyorlar. Buradaki mezarlıkta da renkli çiçekler,mezar taşları ile inşa edilmiş denilebilir, yerler kumlu ve güneş tepedeyken burada olduğumuz için çok uzun kalmıyor buradan taksiye atlayıp adanın güney kısmında aslında gündoğumunun güzel izlendiği Punta Sur’a geçiyoruz.


Gerçekten yeşille turkuazdan derin parlement mavisine uzanan geniş br renk yelpazesinde denizden çok güzel manzaların yakalandığı bir nokta burası, bir Maya tanrıçası nın heykeli ve iguana heykeli hemen girişte bize gülümsüyor. Bu noktanın biraz ilerisinde çok anlam da veremediğimiz para verilerek alana girilen içinde post modern Maya kalıntıları benzeri eserlerin sergilendiği bir kısım var, buraya girmeye çok gerek duymuyoruz, çünkü bizim bulduğumuz bölgede görsel bir ziyafet sunuyor zaten bize.




Buradan bir taksi şoförü ile pazarlık yapıp otele dönüyor uygun fiyat dönüyoruz,(Meksika’da özellikle taksilerde pazarlık buranın olmazsa olmazı) mayolarımızı giyerek North Beach'gidiyoruz. Niyetimiz hem denize girmek hem de günbatımını buradan izlemek. İlkinde bir sorun yaşamıyoruz, gerçekten denizi adanın oldukça güzel, dingin, pırıl pırıl hele ki Cancun’un dalgalı anaforlu denizinden sonra. 
Fakat ne yazık ki akşamüstüne doğru rüzgar başladığı için ve de bulutlar ufka doğru toplandığı için daha fazla kıyıda kalamıyor, otele geçiyoruz, ancak tam da gün batımı esnasında Meksika’nın değişken havasını kanıtlarcasına bulutlar ufukta dağılıyor ve şanslıyız ki biz de otelin penceresinden kızıl günbatımını izleyebiliyoruz. Isla Mujeres’in akşamı daha sönük gündüze göre, sınırlı sayıda sokak canlı ve dükkanlar açık, burada gene diğer günleri aratmayacak leziz bir Meksika yemeği yiyoruz. Günün sonu, ertesi gün Playa del Carmen yolcusuyuz.




8 OCAK 2019:

Isla Mujeres’den dönüşümüz gelişimiz kadar sancılı olmuyor, ferryinin ardından indğimiz noktadan hemen bir Cancun otobüsü yakalayıp onunla Meksika’nın adeta Kamil Koç’u sayılabilecek Adobus otobüsleri durağının çok yakınına varıyor, Playa de Carmen biletlerimizi alıp 1 buçuk saatlik yolculuk ardından yeni durağımıza varıyoruz, buradan sonraki 4 gece burada konaklayacağız. 
Otelimiz One otobüs duraklarına bir sokak mesafede, gerçi biz ters taraftan çıkıp meşhur Avenue 5’ini dolanarak otele varıyoruz, ama ilk olarak Avenue 5’i görmek adına güzel de oluyor. İlk olarak deniz öncesi biraz çevreyi turlayıp sanat galerilerini gezelim istiyoruz. Ancak meşhur renkli boncuklardan ev yapımı yapılan sus eşyalarının sergilendiği sanat galerilerinden birisinin adresini iphone’un aziziliğine uğrayarak bulamıyor yanlışlıkla Playa del Carmen’in arka sokaklarında sıcakta dolanmak zorunda kalıyoruz. 

Sonradan Avenue 5 tarafına geri dönüp burada başka bir sanat galerisinden ilginç kuru kafalar, Frida’dan tasarım tablolarını  buluyoruz. Gene Frida öğeli çantalardan tshirtlere, anahtarlıklardan cüzdanlara çok çeşitli sus eşyalarını ucuzundan pahalısına Playa del Carmen’de birçok  bulmak mümkün. Meksikalılar kuru kafa imgesini de Tshirtlerden sus eşyalarına, bardaklara kullanmayı çok seviyorlar, meşhur acı biberleri jalabeno’yu da anmadan geçmek olmaz, bu biberleri de büyüklü küçüklü şişelerde dükkanlarda satıyorlar. 


Bu ufak çevreyi tanıyalım türü ardından Parque los Fundadores’de denize girmek için gidiyoruz, parkın girişinde meşhur Voladores denilen geleneksel kostümlü 5 kişinin bir sırığın tepesine çıkarak sergiledikleri oyunun oynanmaya başladığını görüyoruz ve izlemeye koyuluyoruz, oyunda flüt ve davul çalan kostümlü adam en tepeye çıkıyor ve sonra diğer dördü çıkıyor ve kare şeklinde bir düzenek etrafında dönmeye başlıyorlar, aslında bunlar bir kuşun kanatlarını sembolize ediyorlarmış, sonra kendilerini belli bir noktadan iplerle aşağı bırakıyorlar ve bas aşağı dönmeye başlıyorlar ta ki ip yere doğru uzanana kadar, oldukça cesaret isteyen ilginç bir gösteri bu, daha sonra X-caret gününde de tekrar bu oyunun sergilenmesini izleyeceğiz. Devamında Parqur los Fundadores’de deniz Isla Mujeres denizi gibi temiz ve dingin değil. 


Sonrasında adeta bir Türk dönercisi havasını da solumak adına Don Sirloin’e gidiyoruz, Sırloin bu çevrede oldukça tercih edilen bir et turu, aynen bizim et döner gibi pişiriyorlar, sırloin diye dana etinden ve domuzdan etleri döndüre döndüre pişiriyorlar. Gerçekten oldukça lezzetli sırloinlerimizi ben bürrito şeklinde, Ali Meksika baton ekmeğinde yiyoruz, yanında da her zamanki gibi kişnis otunun katıldığı ufak salata ve jalabeno sos ve ekstra diğer acılar geliyor, bir de ananas, soğan ve biberden yapılan ufak bir salata var ki ananasın aslında salatalarda kullanabileceği younunda ufkumuzu açmış oluyor. 
Sonra gene turistiklerin toplandığı civcivli alanda biz de dolanıyoruz, rengarenk kıyafetlerin satıldığı butikler mevcut, Wayan da bunlardan birisi. Örneğin zamanında Mayalı kadınların giydikleri uçları renkli çiçekli adeta şile bezinden yapılmış elbiseler var, bunları da halen yerli kadınlar giyiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder