Bugün Mayaların tarihi kıyı ticareti yaptıkları şehir olan ve aynı zamanda güzel bir sahile de sahip Tulum yolcusuyuz. Otelimizin birkaç sokak ötesinden kalkan colectivo isimli dolmuşlarda kişi başı 45 pesoya 1 buçuk saat içinde Tulum tarihi ören yerine varıyoruz. Burası oldukça geniş bir alanda kurulan bir kıyı şehri imiş, hatta İspanyollar ilk Hernan Cortes eşliğinde Meksika kıyılarında buraya geldiklerinde çevresinde örülmüş surlardan da etkilenerek “ Bu ne kadar büyük şehir tıpkı Sevilla kadar’ dedikleri söyleniyormuş. Ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz gün oldukça sıcak, güneş kremlerimizi ihmal etmiyor ve şehri gezmeye koyuluyoruz, özellikle deniz, yeşil kumsal ve tarihi kalıntılar üçgeni oldukça görkemli manzaralar vaat ediyor, bu arada iguanaları da ihmal etmemek lazım, burada çok fazlalar, denize nazır olsun, kalıntılar arasında olsun çok fazla poz veren iguanayı yakalamak mümkün.
Burada turist kalabalığı da Chichen İtza’yı aratmıyor. Alanı tamamladıktan sonra Isla Mujeres gibi güzel ve kumlu olan plajında denize giriyor ve dinleniyoruz.
Gerçekten denizden tarihi kalıntıların yeşille buluşmasını izlemek de çok hoş. Deniz keyfi sonrasında gene ana yola gidiyor, buradan bir colectivo yakalayıp bu sefer Tulum merkeze gidiyoruz ancak keşke gelmeseydik de diyoruz çünkü burası gerçekten gezinin en silik yerlerinden, çünkü oldukça gelişmemiş, pis ve yemekler yönünden de tatminden uzak.
Ve ufak bir magnet arayışı da sonuçsuz kalınca dönüş yoluna geçiyor bir colectivoyla Playa del Carmen’e dönüyoruz, akşam gene 5. Caddede dolanıyor, bu sefer de aslında İspanyol kökenli bir tatlı olan churro’yu ayaküstü Nutella eşliğinde yiyerek günü tamamlıyoruz.
10 OCAK 2019:
Bugün Xcaret günümüz, Meksika’da birçok eğlence parkının (Xplore, Xenses gibi) sponsorluğunu da yapan en meşhur eğlence parkı, her tarafta afişlerini, rengarenk karikatürize servis araçlarını görmek mümkün. Bu seferki dolmuş maceramızda şoför bizi kazıklamayı başarıyor ve kısa mesafe olmasına rağmen kişi başına 50 peso alıyor. Neyse ki dolmuşun bıraktığı noktadan Xcaret parkına kadar Xcaret ücretsiz servisleri bulunduğumuz noktadan kalkıyor. İlk girişi tıpkı ABD’deki Walt Disney, Universal eğlence parkları benzeri.
Bu alanın ardından rodeo alanında akşam gerçekleşecek rodeo gösterisine hazırlanan grubu görüyoruz, gerçi akşam biz onları değil Espectacular gösterisini izlemeyi tercih ediyoruz.
Akşamüstü olurken bu sefer de Maya köyünde gene oldukça etkileyici Mayaların kostümlü makyajlı, tütsü kokuları eşliğinde davullu flütlü müziklerini de içeren performanslarını sergiledikleri Maya seramonisine şahit oluyoruz ki oldukça yer bulmak zor oluyor showun güzelliğini çoğu kişi duymuş olsa gerek diye düşünüyoruz.Yeri geliyor başında büyük yeşil görkemli taciyla Maya kralı çıkıyor ve etrafta dolanıyor, yeri geliyor beyaz boyalı haliyle şaşkın bir Maya yerlisi sahnede kendinden geçercesine dansını yapıyor.
Bugün zenginler adası olarak bildiğimiz Isla Cozumel’e gidiyoruz, gene Ultramar’ı kullanmak istesek de daha ucuz bulduğumuz Ferry Fast ile gitmeyi tercih ediyoruz. Yaklaşık yarım saat içinde adadayız, önce turistik bölgeyi geziyoruz ki sonunda zevkli bir grup magnet bulup magnet alışverişimizi burada tamamlıyoruz. Sonra kıyı boyunca ilerleyip kıyıda gördüğümüz heykelleri ve denizde yan yatmış, batmak üzere duran gemileri fotoluyoruz.
Son denize girişimizi de tamamlayarak taksiyle ferry’nin kalktığı yere dönüyor buradan da akşamüstü ferry’si ile Playa del Carmen’e dönüyoruz. Ve akşam yemeği olarak kendimizi gene beğenilen, Türk damak tadına hitap eden Don Sirloin’de buluyoruz, bu sefer sırloin’İ ben taco icinde, Ali burrito içinde denemeyelim diyoruz. Tam restoranın yan kısmında ise sonradan her köşe başında olduğunu fark ettiğimiz Marquesitas seyyar sokak satıcısını izleme fırsatı yakalıyoruz, elinde krep yapma makinesine benzeyen bir tost makinesi var. Krep hamurunu makinede pişirip arasına isteğe göre çikolata sosu, Nutella,muz katarak dürüm haline getirip özellikle çocuklara leziz görünen tatlılar sunuyor, bizim yemek yeme süremiz boyunca 15,20 müşteriyi ağırlıyor bu sokak satıcısı ki burada bu tatlinin ne kadar sevildiğini gösteriyor. Aslında yemek öncesi pişen krep kokusunun eşliğinde açlıkla beraber oldukça cazip gelse de tatlı alma noktasında vazgeçiyoruz.
10 OCAK 2019:
Bugün Xcaret günümüz, Meksika’da birçok eğlence parkının (Xplore, Xenses gibi) sponsorluğunu da yapan en meşhur eğlence parkı, her tarafta afişlerini, rengarenk karikatürize servis araçlarını görmek mümkün. Bu seferki dolmuş maceramızda şoför bizi kazıklamayı başarıyor ve kısa mesafe olmasına rağmen kişi başına 50 peso alıyor. Neyse ki dolmuşun bıraktığı noktadan Xcaret parkına kadar Xcaret ücretsiz servisleri bulunduğumuz noktadan kalkıyor. İlk girişi tıpkı ABD’deki Walt Disney, Universal eğlence parkları benzeri.
Girişte rengarenk papağanlar ve flamingolar bizi karşılıyor ve de sabah görmenin daha garantili olduğunu kelebekleri görmek için o bölüme doğru ilerliyoruz ve yol üstünde karşımıza çıkan Maya köyleri oluyor, buranın tasarımını oldukça doğal ve egzotik yapmışlar ve hemen yanında meşhur sualtı aktivitilerinin olduğu kısmı görmek mümkün oluyor, birçok kişi eğlence parkının hemen hemen her yerinden geçen, adeta parkı çevreleyen deniz suyuyla doldurulmuş bu insan yapımı nehir boyunca yüzmeyi tercih ediyor. Biz burayı dışarıdan gözlemliyoruz.
Sonrasında ise kuşlar parkı gerçekten bizi çok etkiliyor, burada aslında Belize’nin milli kuşu olarak bilinen Tukan’ı görme fırsatımız oluyor, oldukça renkli bir tavus kuşu da yandan bize selam veriyor ve senkronik olarak komün halinde bir yandan diğer yana gezinen pelikanları da eş geçmemek lazım. Devamında koruma altına alınan ve yeniden çoğalmaları için bir üreme çiftliği kurulan kelebek pavilyonuna geliyoruz, ilk bölüm çok dikkat çekici olmasa da esas pavilyon kısmında ciddi anlamda enfes kelebekler bizi karşılıyor, birçoğu etrafa konmuş narenciyelerin üzerinde Ali’nin tabiriyle ‘şeker komasına’ girmek üzereler, birçoğu da bizle karşılaşmaktan çekinmiyor, özellikle dev mavi renkli ve küçük kırmızı-siyah kombinli kelebekler bizim için en çok dikkat çekici olanlar oluyor.
Ve kuş diyarının devamında Jaguar-Puma alanındayız ama şansımıza sadece pinekleyen bir jaguar ile karşılaşabiliyoruz. Ve hayatımızda hem ilk defa gördüğümüz, hem de ismini ilk defa duyduğumuz hayvanlardan birisi olan deniz ineği karşımıza çıkıyor burnunu su yüzeyinde gezdirip şu üzerindeki otları yakalayarak.
Koruma altına alınan kaplumbağalar kısmı ise diğer etkileyici kısım oluyor, birçok küçük havuzda kaplumbağalar yer alıyor, hele ki minik kaplumbağaların yüzmesini izlemek küçük çocuklar için en eğlenceli kısım olsa gerek diye düşünüyoruz. Xcaret’in denize yakın kısminda da adeta Maldivleri hatırlatan samandan çatılardan oluşan dinlenme alanlarından, palmiyelere uzanan altın sarısı ışıl ışıl bir kumsal kısmı var. Buradan Paradise River isimli gondolla ile adeta kendimizi adeta Venedik’te hissettirecek olan bir nehir turu yapılacak kısma geçiyoruz, yemyeşil ormanın içinde kısa bir yürüyüşün ardından bu tura katılıyoruz, hafif sivrisineklerin şişlemesine maruz kalsak da tur oldukça egzotik ve hoş geçiyor. Ve bu tür sonrası yolumuzun üzerinde diğer bir koruma altına alınan zarif hayvanlardan olan flamingolar bizi karşılıyor.
Bu alanın ardından rodeo alanında akşam gerçekleşecek rodeo gösterisine hazırlanan grubu görüyoruz, gerçi akşam biz onları değil Espectacular gösterisini izlemeyi tercih ediyoruz.
Espectacular gösterisi öncesinde Voladores gösterisinde, gene kostümlü 5 adam bir sırığa döne döne çıkıyorlar ve Playa Del Carmen’de gördüğümüz gösteriyi yeniden izleme fırsatımız oluyor böylece, gösterinin sonuna doğru ise X şeklinde bir düzeneğin etrafında dönmeye başlıyorlar ki o da bu gösterinin ikinci etkileyici kısmını oluşturuyor.
Sonrasında katedralin, hediyelik eşya mağazalarının ve de eski dönem klasik Maya evlerinden birisinin örneklemesinin yapıldığı bölgeye ilerliyoruz, klasik bir Maya evinin, hele ki Maya mutfağını, pişen tacoların modellerle gösterimi oldukça hoşumuza gidiyor.
Buradan panoramik şehir manzarasını sunan Kule turuna çıkıyoruz, bir asansörle dönerek Isla Cozumel’İ dahi göreceğimiz kadar yüksek bir noktada çıkıyoruz ve oradan şehir, orman manzarasını döne döne izliyoruz. Bu kısım da oldukça etkileyici geliyor bize.
Akşamüstü olurken bu sefer de Maya köyünde gene oldukça etkileyici Mayaların kostümlü makyajlı, tütsü kokuları eşliğinde davullu flütlü müziklerini de içeren performanslarını sergiledikleri Maya seramonisine şahit oluyoruz ki oldukça yer bulmak zor oluyor showun güzelliğini çoğu kişi duymuş olsa gerek diye düşünüyoruz.Yeri geliyor başında büyük yeşil görkemli taciyla Maya kralı çıkıyor ve etrafta dolanıyor, yeri geliyor beyaz boyalı haliyle şaşkın bir Maya yerlisi sahnede kendinden geçercesine dansını yapıyor.
Bu seramonin devamında beklediğimiz gece gösterisi olan Espectacular’ın öldüğü alana gidiyoruz ki burası da oldukça kalabalık zaten gösteri amfi gibi geniş bir alanda yapılıyor ve girişte adeta sinemaya girercesine içeceğini, patlamış mısırını alan bir kitle mevcut, mısır kokularına yenik düşüp biz de alıyoruz ve gösterinin başlamasını beklemeye koyuluyoruz.
Gösteri başlamadan herkese renkli kağıt Meksika kızı maskotunun etrafına sarılmış mumlar dağıtıyorlar, gösteri başlamadan elden ele herkes mumlarını yakıyor, hava kararırken bu mumlar eşliğinde gösteri açılıyor, ilk bölümde önce Maya köylerini görüyoruz, burda ball game court kurup iki takım maç yapıyor ki bizde bu oyunun nasıl oynandığını görmüş oluyoruz ve devamında oyunu ateş topuyla oynamaları seyircilerde adrenalin seviyesini oldukça yükseltiyor, oldukça başarılılar hepimiz hayran kalıyoruz cesur gösterilerine.
Sonrasında adeta tiyatroya dönüşüyor gösteri; Hernan Cortez önderliğinde haçlı ordusu Mayaların topraklarına geliyor ve o malum karşılaşma; Mayalar ve İspanyol ordusu. Oyunda Cortez’in buraya gelişi ne bir başarı ne de bir yenilgi olarak yansıtılıyor. Ve sonrasında yerliler ve İspanyolların barış ve kaynaşma dönemi, adeta denizaltında deniz anaları, yosunları ve diğer deniz canlılılarını yansıtan renkli ışıklarla taçlandırılan bir seramoni ve ara veriliyor. Aranın ardından ise Meksika devrimini anlatan bir kısım, sonrasında yaşlıları temsile eden bir grup ellerinde bastonları ile sahneyi alıyor, kostümleri ve maskeleri ile hem komik hem hoş bir gösteri yapıyorlar ve Meksika’nın belirli yörelerinden dans gösterileri sırayla sahneleniyor, kimisi atlar eşliğinde iplerle adeta rodeo yapıyor, kimisi renkli elbiseli kızların kol kola dansı ya da kızlı-erkekli farklı farklı yöresel figürler.
Ve bizim çok bilemediğimiz fakat Meksikalıların dört bir ağızdan eşlik ettiği geleneksel Meksika şarkılarını seslendiren şarkıcıların çıktığı kısım geliyor. Bu son kısım bir Eurovizyon havasını hissediyoruz. Son toplamda oldukça uzun sürse de Meksika kültürünü, kısmen tarihini ve şarkılarını tanımak adına oldukça doyurucu ve keyifli bir gösteri izlediğimizi fark ediyoruz. Hatta bu gösteri Meksika topraklarında genel olarak bilinen ve sevilen bir gösteri olsa gerek ki sadece akşam gösterisi için de biletler satılıyor olduğunu öğreniyoruz. Ve günün sonu. Günümüz oldukça keyifli geçmiş oluyor, Meksikalıları böylesine hem yeşili hem nesli tükenmekte olan hayvanları koruyan bir eğlence parkı yapabilmeleri noktasında takdir etmemek mümkün değil.
11 OCAK 2019:
Bugün zenginler adası olarak bildiğimiz Isla Cozumel’e gidiyoruz, gene Ultramar’ı kullanmak istesek de daha ucuz bulduğumuz Ferry Fast ile gitmeyi tercih ediyoruz. Yaklaşık yarım saat içinde adadayız, önce turistik bölgeyi geziyoruz ki sonunda zevkli bir grup magnet bulup magnet alışverişimizi burada tamamlıyoruz. Sonra kıyı boyunca ilerleyip kıyıda gördüğümüz heykelleri ve denizde yan yatmış, batmak üzere duran gemileri fotoluyoruz.
Ve denize girmek de istiyoruz ama yürüyerek bir sahile ulaşmamızın mümkün olmadığını anlayıp taksiye biniyor ve en yakındaki – ki o bile taksiyle yarım saati geçiyor-Playa Palancar’a gidiyoruz, burası yarısı özel plaj olan (yani şemsiye ve deniz yatağı alma zorunluluğu olan kısım)yarışı ise halka açık (yani yere kendi havlusunu sererek turistlerin oturduğu kısım)bölge olarak ayrılıyor,biz halka açık kısımda takılıyoruz, buranın denizi de Isla Mujeres’ i aratmıyor, hem çok temiz, sığ ve kum...
Son denize girişimizi de tamamlayarak taksiyle ferry’nin kalktığı yere dönüyor buradan da akşamüstü ferry’si ile Playa del Carmen’e dönüyoruz. Ve akşam yemeği olarak kendimizi gene beğenilen, Türk damak tadına hitap eden Don Sirloin’de buluyoruz, bu sefer sırloin’İ ben taco icinde, Ali burrito içinde denemeyelim diyoruz. Tam restoranın yan kısmında ise sonradan her köşe başında olduğunu fark ettiğimiz Marquesitas seyyar sokak satıcısını izleme fırsatı yakalıyoruz, elinde krep yapma makinesine benzeyen bir tost makinesi var. Krep hamurunu makinede pişirip arasına isteğe göre çikolata sosu, Nutella,muz katarak dürüm haline getirip özellikle çocuklara leziz görünen tatlılar sunuyor, bizim yemek yeme süremiz boyunca 15,20 müşteriyi ağırlıyor bu sokak satıcısı ki burada bu tatlinin ne kadar sevildiğini gösteriyor. Aslında yemek öncesi pişen krep kokusunun eşliğinde açlıkla beraber oldukça cazip gelse de tatlı alma noktasında vazgeçiyoruz.
Ve son akşam dolaşmamızı 5. caddede yaparken hatıra tadından ufak kartpostallar alıyoruz ve sıcak çikolatasının meşhur olduğunu duyduğumuz Ah Cacao Chocolate’a gidip vanilyalı tarçinli sıcak çikolatalarımızı içip günü noktalıyoruz.
12 OCAK 2019:
Bugün dönüş günümüz ama otel çıkışımız öğlen, servis saatimiz de 1 olduğu için yarım günü değerlendirmek adına bavul hazırlığı sonrası son bir defa etrafta dolanıp, kıyıda deniz manzarasını seyredip otele dönüyoruz. Ve servisimiz bizi tam saatinde alıyor, bizden sonra Hlton’dan Amerikalı bir aileyi daha alıyor ve Cancun yakınlarında bir Amerikalı bir aile daha. Bu iki ailenin konuşmalarından Cancun’u ABD’lilerin ne kadar çok ziyaret ettiklerini anlıyoruz, birbirilerine belki 20 yıldır hangi reşortlara gittiklerinden, reşortlarda akşam gösterilerinin ne kadar eğlenceli olduğundan bahsediyorlar.
Ve Cancun havalimanınındayız, bu esnada DC’de Karlı bir hava olduğunu da öğreniyoruz, hafif onun tedirginliğini de yaşıyoruz ama bu sefer gelişimizden daha da az bir türbülans ile DC’ye akşam 8 sularında iniyoruz ve tabiki yoğun kar yağışı bizi karşılıyor, denizli güneşli bir havadan soğuk karlı DC havasına tam bir tezatlığa geçiş yapıyoruz.








































