Atatürk'ün Çanakkale anıtlarına kazınmış ünlü sözlerine dair bir kronoloji...
Türkiye, Yeni Zelanda ve Avustralya’da çeşitli anıtlara kazınmış ve çeşitli vesilelerle tüm dünyada sıkça alıntılanan bu sözlerin Atatürk’e ait olmadığı iddiası, ülkemizde sanıyorum ilk olarak Cengiz Özakıncı tarafından ortaya atıldı.
Özakıncı’nın konuya ilişkin Bütün Dünya dergisinin Mart ve Nisan 2015 nüshalarında iki kısım halinde yayımlanan yazısını okumuştum. Bu yazının ardından Guardian yazarı Paul Delay’ın konuyu detaylı şekilde ele alan 20 Nisan 2015 tarihli yazısından ise yeni haberim oldu.
Delay’ın yazısını okuduktan sonra, o yazıdan çokça faydalanarak, ben de kendimce kısa kronolojik bir özet yapma ihtiyacı duydum.
25 Ağustos 1931: Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Gelibolu’da Atatürk adına bir konuşma yapar. Konuşmada daha çok Türk askerlerinin kahramanlığı vurgulanmış olup Anzakların da dahil olduğu düşman askerleri için işgalci (invader) ifadesi kullanılmıştır.
Nisan-Mayıs 1934: Kraliyet Donanma Tümeni Derneği (Royal Naval Division Officers’ Association) Gelibolu’ya bir ziyaret gerçekleştirmiş ve buluşma vesilesiyle Atatürk de İngiliz Büyükelçisine, katılımcılara sıcak dileklerini ifade ettiği kısa bir mesaj göndermiştir. Ziyaret sırasında Şükrü Kaya’nın Gelibolu’da olduğu bilinmekle birlikte herhangi bir konuşma yaptığına ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Olaya ilişkin başında yer alan haberlerde de Atatürk’e atfedilen ünlü etkileyici sözler yer almamaktadır.
25 Nisan 1934: “The Star” (Avustralya) gazetesi, taleplerine cevaben Atatürk’ün gönderdiği kısa bir mesajı yayımlar. Mesajda spesifik olarak Anzaklardan söz edilmemektedir:
“The landing at Gallipoli on April 25, 1915, and the fighting which took place on the peninsula will never be forgotten. They showed to the world the heroism of all those who shed their blood there. How heartrending for their nations were the losses that this struggle caused.”
("25 Nisan 1915’te Gelibolu’daki çıkarma ve yarımadada meydana gelen çarpışma asla unutulmayacak. Orada kanlarını dökenler tüm dünyaya kahramanlıklarını gösterdiler. Bu çarpışmada yaşanan kayıplar ulusları için ne kadar da yürek parçalayıcıdır.")
10 Kasım 1953: Dünya gazetesinde, Şükrü Kaya ile yapılan bir röportaj yayımlanır. Röportajda Şükrü Kaya, 1934’te Gelibolu’da, Atatürk’ün yazmış olduğu konuşma metnine dayanarak onun adına bir konuşma yaptığını ve bu konuşmada şu sözleri söylediğini ifade etmiştir:
“Those heroes that shed their blood in this country! You are in the soil of a friendly country. Rest in peace. You are lying side by side, bosom to bosom with Mehmets. Your mothers, who sent their sons from faraway countries! Wipe away your tears. Your sons are in our bosom. They are in peace. After having lost their lives on this soil they have become our sons as well.”
(“Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız... Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”)
Özakıncı Bütün Dünya dergisindeki yazısında, Şükrü Kaya’nın Dünya gazetesinde yayımlanan röportajda aktardığı sözlere aynen yer vermemiş. Ancak Özakıncı'nın yazısından, bu sözlerin “Johnnyler ile Mehmetler arasında bir fark olmadığı”na ilişkin cümle dışında bugün anıtlarda ölümsüzleştirilen sözlerle aynı olduğu anlaşılmaktadır.
1960: Gelibolu’ya Avustralya’dan yeni bir ziyaret... The Courier Mail gazetesine (25 Nisan 1964) göre, Türk Hükümetinin bu vesileyle yayımladığı mesaj aşağıdaki ifadeleri içermekteymiş:
“Oh heroes, those who spilt their blood on this land, you are sleeping side-by-side in close embrace with our Mehmets. Oh mothers of distant lands, who sent their sons to battle here, stop your tears. Your sons are in our bosoms. They are serenely in peace. Having fallen here now, they have become our own sons.” (Şükrü Kaya röportajındaki sözlerle hemen hemen aynı.)
1977: Avustralyalı bir Anzak Gelibolu’ya gelir ve burada Tahsin Özeken isimli bir Türk öğretmenle tanışır. Tahsin öğretmen, yanındaki 1969 tarihli Eceabat rehberinde yer alan sözleri Avustralyalı adama okur. Avustralya’ya dönen veteran bu sözleri yine bir Gelibolu veteranı olan Alan J. Campbell ile paylaşır. Campbell, Brisbane’de bir Gelibolu anıtı yapılması için önayak olmaktadır. Anıtta yer vermeyi düşündüğü sözlerin kaynağını öğrenmek üzere Tahsin Özeken ile temasa geçer.
Tahsin Özeken, konuyu TTK Başkanı Uluğ İğdemir’e havale eder.
1978: İğdemir, Campbell’a ilettiği mektubunda Atatürk’ün sözlerine kaynak olarak Şükrü Kaya’nın 1953 yılında Dünya Gazetesinde yayımlanan röportajını gösterir. Campbell, İğdemir’den gelen İngilizce metne “There is no difference between the Johnnies and the Mehmets to us” (Bizim için Johnnyler ile Mehmetler arasında bir fark yoktur) cümlesini ekler.
Anıtın açılışından sonra İğdemir, Campbell’dan kendisine anıta iliştirilen metal plakanın bir fotoğrafını göndermesini ister. Gönderilen fotoğrafta bir takım hataların olduğunu farkeden İğdemir, müteakip mektubunda plakadaki “Kamel”in “Kemal”, “1931”in “1934” olarak düzeltilmesi gerektiğini belirtir. İğdemir, sözlere eklenen cümleyi düzeltmeye gerek görmez.
1985: Gelibolu ve Kanberra’da yeni anıtların açılışı yapılır.
Eylül 2014: Avustralya’daki Honest History adlı kuruluşun Sekreteri David Stephens ve tarihçi Peter Stanley anıtlarda yer alan bahse konu sözlerin kaynağına ilişkin kuşkularını dile getirir.
Yazıyı bitirirken internette Peter Stanley ve David Stephens’in konuya ilişkin yazısını da buldum. Sırada 8 Eylül 2014’te “The Sydney Morning Herald”da yayımlanan o yazıyı okumak var…
Notlar
i) Yeni Zelanda'daki saldırı sonrasında Cumhurbaşkanımız ne demişti:
“… İstanbul’u Konstantinopol yapamayacaksınız. Dedeleriniz geldiler, burada olduğumuzu gördüler. Sonra da kimi ayakları üzerinde, kimi tabutla geri döndüler. Şâyet aynı niyetle gelecekseniz, sizi de bekleriz. Sizleri de dedeleriniz gibi uğurlayacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.”
ii) Anıtlara kazılı İngilizce sözler:
“Those heroes that shed their blood and lost their lives… You are now lying in the soil of a friendly country. Therefore rest in peace. There is no difference between the Johnnies and the Mehmets to us where they lie side by side in this country of ours. You, the mothers, who sent their sons from far away countries, wipe away your tears. Your sons are now lying in our bosom and are in peace. After having lost their lives on this land they have become our sons as well.”












































